Suadiye, Büyükhanlı Konutları, B2 Blok D. 20, 34740 Kadıköy/İstanbul
0553 952 39 40
[email protected]
Bir bebeğin dünyaya adım attığı o ilk an… Alışık olmadığı bir hava, yeni sesler, parlak ışıklar… Ve ardından annesinin sıcak kucağı. İşte bu temas, bebeğin evrendeki en güvenli limanı olur.
Araştırmalar, doğumdan hemen sonra annenin göğsüne konan bebeklerin kalp atışlarının dengelendiğini, nefeslerinin sakinleştiğini ve vücut ısısının korunduğunu gösteriyor. Hatta bu temas, bebeğin kan şekeri seviyesinin bile düzenlenmesine yardımcı oluyor.

Ten teması yalnızca bebek için değil, anne için de şifa kaynağıdır. Bu temasla birlikte salgılanan oksitosin hormonu, süt üretimini başlatır, annenin kaygısını azaltır ve huzur hissini artırır. Bu ilk temas, anne ile bebek arasında hem fiziksel hem de duygusal bir köprü kurar.
Bebek, annesinin kokusunu tanır; kalp atışını ise anne karnındaki günlerden hatırlar. Bu tanıdıklık, ona “Buradasın ve güvendesin” mesajını verir. İşte bu nedenle bağlanma sürecinin en güçlü temeli, doğumdan sonraki ilk dakikalarda atılır.
Bazı doğumlarda tıbbi işlemler bu ilk teması geciktirebilir. Oysa bebeğin, yıkanmadan, tartılmadan ve giydirilmeden önce anne kucağıyla buluşması çok önemlidir.
Üstelik bu temas sadece anneyle sınırlı değildir. Baba da bebeğini çıplak göğsüne alarak aynı bağı kurabilir. Özellikle sezaryen doğumlarda veya annenin dinlenmesi gerektiğinde, babanın teması da bebeğe güven ve huzur verir.
Bu anı bilinçli olarak hatırlamayız; ancak etkisi ömür boyu sürer. İlk dokunuş, güven duygusundan kendimize ve dünyaya olan inancımıza kadar birçok unsuru şekillendirir. Hatta ileride kuracağımız ilişkilerde bile izleri hissedilir.
Araştırmaların da gösterdiği gibi, doğumdan sonraki ilk dakikalarda kurulan temas; bebeğin fizyolojik dengelerini düzenler, duygusal güvenini pekiştirir ve sağlıklı bağlanmanın temelini atar. Bu fırsat, dünyaya gelen her bebeğin sahip olması gereken temel bir haktır.
HEMEN PAYLAŞ