Suadiye, Büyükhanlı Konutları, B2 Blok D. 20, 34740 Kadıköy/İstanbul
0553 952 39 40
[email protected]
Bilim, modern insanın günlük yaşama bakışını köklü biçimde değiştirdi. Artık yemek tariflerinde “bir bardak” ya da “bir kaşık” gibi öznel ölçüler yerine, evrensel birimler olan gram ve litre kullanıyoruz. Bu dönüşüm yalnızca mutfakta kalmadı; çocuk bakımı da “ev işi” tanımından çıkarak bir uzmanlık alanı haline geldi.

Gülüş Türkmen’in Tanrı Ebeveyn kitabında aktardığına göre, bir kadın dergisi yazarı ilk kez anneliğin bir okulu olması gerektiğini, bu okuldan mezun olmayan kadınların anne olmaması gerektiğini savundu. Bir başka yazar ise, annelerin topluma sağladıkları değeri bir hizmet olarak tanımlayarak bunun karşılığında maaş bağlanmasını önerdi (Thurer).
Feminist perspektif, anneliğin uzmanlaşmasında ideolojik bir tuzak görür. Özellikle erkek uzmanların sunduğu tavsiyeler, kadınları erkeklerin egemen olduğu alanlardan uzak tutma eğilimindedir.
Öztan’ın (2015) belirttiği gibi, 1960’lı ve 70’li yılların feminist düşüncesi, anneliği kutsallık algısından arındırma çabasındadır. Elbette çocuk yetiştirmek, ev işinden daha kıymetlidir; ancak anneliğin profesyonelleştirilmesi, çoğu zaman erkeğin avantajına işleyen bir cinsiyet eşitsizliğini derinleştirebilir.
Türkmen’in yorumladığı üzere, muhafazakâr bir annelik anlayışı ile şekillenen “ideal annelik” normları, kadınları belirli kalıplara hapseder. Bu anlayış, “bebeğin ilk günlerden itibaren sıkı bir düzene uyması gerektiği” fikrini yayar ve ebeveynliği, sürekli uzmanlardan tavsiye almaya dayalı bir alışkanlığa dönüştürür.
Bu yazıda yer alan bazı alıntılar, Gülüş Türkmen’in Tanrı Ebeveyn adlı eserinden alınmıştır.
HEMEN PAYLAŞ