Ofis hayatımız, hayatımız mı?

Hayat akıp gidiyor, “ben nereye gidiyorum?” diyenlerden misin? Öğrencilik yılları, akademik başarılar, başarısızlıklar, üniversite sınavı derken, sen aslında hayatta ne işi yapmak istedin? Ama yol seni nereye, hangi bölüme getirdi? Kimin hayallerine hizmet etti kazandığın bölüm, girdiğin iş?

“Hadi kendini bul, sevmiyorsan bu işte çalışma, hayallerinin peşinden git, arkana bile bakma” diyenler çoktur.  Ama ben onlardan değilim.

Sen, sen ol! Kendine samimi ol! Kendinle bütünleş! Özgür ol!
Bu fizksel özgürlükten farklı bir şey. Her yerde, her ortamda kendin olmak, tüy gibi hafiflemek…

Ezber hayatlar, böyle yapılması gerekli diyen sesler, oraya gidersen, bunu yaparsan olur diyen sesler. Kimisini dinledin, kimisini dinlemedin ve işler istediğiniz gibi gitmedi. İşlerin istenildiği gibi gitmemesinin bir sorumlusu var elbet. Peki kim? Bir başkası mı?

Anne ve babanı, çalışma arkadaşını, maaşını, sevgilini, listeyi istediğin kadar uzatabilirsin, suçlamaktan vazgeçip artık kendi hayatının sorumluluğunu almanın zamanı geldi mi? Çünkü onlar zaten kendi büyüklerinden gördükleri, bildikleri ezber hayatları yaşarken, bizleri de çağımıza uygun yetiştirmeye çalıştılar. Eminim ki ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Ama bugün işler iyi gitmediğinde, “ben bu bölümü okumak istememiştim, okudum ama bu işi yapmak istemiyordum” diye şikayet ettiğinde; aslında seni asıl rahatsız eden şey ne? Ofisteki çalışma arkadaşından mı maaşından mı memnun değilsin, yoksa mesleğinden mi?
Hayatında bu durumu değiştirmiş olmak için başka neler yapardın? Neyi daha iyi yapmak seni daha mutlu biri yapar?
Kendi potansiyeline, bu hayatta neler yapmak istediğine odaklanmayı denedin mi?

Senin düş’ün ne?
Eminim “Ferrarisini Satan Adam” misali sana ilham veren iş ve yaşam öykülerini okuduğunda içinde bir şeyler kıpır kıpır oluyor ama düş’ünün peşinden gitmeye cesaret edemiyorsun.
Seni olduğun yerde tutan şeylere odaklanmayı denedin mi?

Tabi ki bir iş yapman ve para kazanman gerekiyor. Belki de hayatında küçük birkaç adım atarak birkaç iyileştirme ile hayallerinin işine kavuşabilir ya da bulunduğun ortamda daha iyi hissedebilirsin?

Her şey küçük bir adımla başlayıp yolculuğunu renklendirebilirsin.

İş hayatının yanında paralel olarak kendine alan yaratmak harekete geçmek nasıl olurdu? Seni düşünde yaşamaktan alıkoyan kim olabilir?
Tabi ki yine sen!
Sinemaya gitmek, arkadaşlarınla yemeğe, eğlenceye gitmek yeterince keyifli.

İçinden geldiği halde birkaç satır yazmaktan seni korkutan, yazdığın öyküleri senaryo yapıp satmaktan cesaretini kıran, bir tiyatro oyununda küçük de olsa rol almaktan, sesinin güzelliğini herkesin söylemesine rağmen bir yardım kuruluşu adına sahneye çıkmaktan seni alıkoyan kim? Kesinlikle patronun engel oluyordur. Hatta en çok alışveriş ettiğin mağazadaki çalışan kız, belki de spor hocandır. Kim bilir?

Bunca eğitim, sınavlar, kitaplar, bilgiler sende ki özündeki bilgiden daha hakiki olabilir mi?
Hatırla!
Herkesin yaptığından farklı bir şey yapmak istesen ve bu da düş’üne hizmet edecek olsa ne olurdu?

Tam da bu satırları yazarken bir Kızılderili hikayesi aklıma geldi;

New York’da yoğun bir toplantı sonrası öğlen arası verilmiştir. Dışarı çıkan Kızılderili arkadaşlarına cırcırböceği sesi duydum der. Bu sırada toplantının yorgunluğu ve öğle yemeği arası herkese rehavet çökmüştür. Arkadaşları onunla uzun uzun dalga geçer. Hayal edin New York’un o yoğun gürültüsü içinde böyle bir ses duymasının mümkün olmadığını bilirler ve kahkahalarla gülerler. İçlerinden biri arkadaşına pek inanmamasına rağmen seninle aramaya gelirim der.
Bir süre etrafta dolaştıktan sonra adam cırcır böceğini bulur. Yanındaki arkadaşı şoke olmuştur. “Senin olağanüstü yeteneklerin var. Nasıl yapabildin bunu?” diyerek hayranlığını, şaşkınlığını gizleyemez.
Adam “”şaşılacak bir şey yok, benim üstün bir yeteneğim de yok” der ve kendisini izlemesini söyler. “Bak, şimdi seyret” dedikden sonra cebindeki bozuk paraları yere fırlatır. New York’un o gürültülü ortamında birçok kişi kendi ceplerinden para mı düşürdüler diye dönüp arkalarına, etraflarına bakarlar.

Hayatta hangi yöne ve neye bakmak istersen onu görürüsün. Hangi sesi duymak istersen onu duyarsın der ve arkadaşının şaşkın bakışları altında toplantıya geri döner.

Sen nereye bakıyor ve ne görüyorsun? Görmek istediğin tam da yanı başında mı?

Sana nelerin söylenmesini istiyorsun? Neleri duyuyorsun?


Mehtap Kurbanzade 
Koç ve Rüya Analisti

Umay Bilim Sanat Yaşam Merkezi - Copyright © 2017.