Hepimiz Aynı Gemideyiz!

HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ

Güneş bütün ihtişamıyla, yakıcı sıcaklığıyla, sarıp sarmalayan sarı rengiyle her gün doğuyor. Astronomik olarak güneş her zaman aynı yerdedir. Bizim dünyamız onun etrafında dönüyor, hepimiz bunu ilkokulda öğrenmişizdir. “Gece oldu Ay çıktı” deriz, halbuki benzer şekilde Ay da oradadır. Güneşin ışınları o kadar kuvvetlidir ki biz Ay’ı göremeyiz. Hiç düşündünüz mü? Uzaydan dünyayı gözlemlesek neler görürdük? Hadi bir an için gözlerimizi kapatalım. Uzay yolundaki Kaptan Kirk sizi en çok istediğiniz gezegene ışınlasa. Uzaydan, dünyamızdaki tüm canlıları gözleyebildiğimiz bir aletle baksak neleri farklı görürdük?

17 yaşında, Astronomi Uzay Bilimleri’nde Güneş sistemimiz ve evren üzerine yapılan araştırmaları, incelemeleri, gözlemleri deneyimledim. Nasıl bir sonsuzluk içinde yaşayan varlıklar olduğumuzu o zaman kavradım. O yıllarda öncelikle sınıf geçmek için aldığım ders notlarının derinliğini sonraki yıllarda daha iyi anladım. Astrofizik, Astronomi tarihi, Küresel Astronomi, Kuantum Fiziği gibi girdiğim tüm dersler, her seferinde benim ne kadar muazzam ve muhteşem bir sistemin parçası olduğumu ve bunun da kendine ait bir düzen olduğunu anlamamı sağladı.

Bugün internet sayesinde kolayca ulaşılan Kosmos’a dair videolar o dönemler çok azdı. Ancak televizyondaki bir bilim programında anlatılanları, görsel zekamızın yaratıcılığıyla harmanlayabiliyorduk, o da el verdiğince.

Işık hızında hareket eden bir cismin kütlesinin sıfır olacağı fizik formüllerini, atomun parçalarını konuşuyorduk. Evrendeki birçok galaksiden biri olduğumuz güneş sistemi, diğerlerinin yanında küçük bir toz bulutuydu. Geceleri,  Zodyak kuşağındaki 13 takımyıldızının şekillerini yakalamak bizi heyecanlandırıyordu. O sıralarda keşfettiğim en önemli şey güneş sistemimizde dünya gezegenimizin zeytin çekirdeği kadar küçük olduğu halde, biz insanlar bir araya gelip ne kadar önemli olduğumuzu tartışıyor, yiyecek, petrol, su, madenler, para gibi pek çok konuda savaşlar çıkarıyorduk.

Evrende olanları aklımızın alması güç. Çünkü her şeyi elle tutabildiğimiz, gözle görebildiğimiz, kulaklarımızla duyabildiklerimizden ibaret sanıyorduk. Tüm düşünürler, astronomlar, felsefe ustaları yazmışlar, söylemişler ama bizler bilinçli bir şekilde evrene bakmakta hala zorlanıyoruz. “Evrenden mesajınız var” diyerek sığ sularda dolanıyoruz. Bilimin ışığında birçok şeyi gözlemleme kabiliyetimizi arttırdıkça insan olmanın en sağlıklı noktasını yakalayabileceğimizi düşünüyorum.

Düş’üm Düşleyebilecek insanlar olabilmemiz.

Şimdi tekrar sormak istiyorum; uzaydan baktığımızda hepimiz aynı gemide değil miyiz? Aynı gezegende birbirimize görünmez iplerle bağlı olduğumuz gerçeğini nasıl değiştirebiliriz? Dünya dönerken yerçekimi kanununa göre hep birlikte dönüyoruz. Bu sebeptendir ki birimizin düşlediğini dünyanın öbür ucundaki biri de düşleyebiliyor. Bütünün içinde bir olduğumuz gerçeğini içselleştirip, sen ben yok dediğimiz gün savaş çıkabilir mi? Merak ediyorum.

Aynı geminin içinde kendi derdine düşmüş insanlar topluluğu olmak mı? Yoksa gemi yol alırken kendini bilmek için çalışan, var olduğumuz bilinciyle düzen içindeki her canlıya hizmet ettiğimizi idrak etsek ve tatmin olsak nasıl bir dünyada yaşardık?

Bu kadarı da ütopya diyen sesleri duyuyorum. Gökyüzüne bakıp “sırada ne var?” demek zamanı.

Kalkın oturduğunuz yerden.

Dışarı çıkıp, hayallerinizin peşine düşmek için ne bekliyorsunuz? 

Sihirli değnek mi?

Evrendeki yerimize bakın, her şey olması gerektiği gibi oluyor. Dünya biz ne yaparsak yapalım yörüngesinde dönmeye devam edecek.

Güneşten parçalar kopuyor ve “ben şu gezegene düşmeyeyim, yakarım” demiyor. Düşüyor ve yakıyor ve yanan başka bir şeye dönüşüyor. 

Hayat sıkıcı olabilir, bazen geçici tekrarlardan ibaret olduğunu düşünebilirsiniz.

Karar verip, yolunuzu seçin, gezegenimiz dönmeye devam edecek, evrende muhteşem düzen kurulmuş, her şey olmaya devam edecek. Peki, siz var olduğunuzun bilinciyle mi yola devam ediyorsunuz ya da varoluşunuzun arayışında mısınız?

Bizler her sene olduğu gibi yeni yıldan birçok dilekte bulunuyoruz. Dilediğimiz her şeyin sağlık, aşk, şans, bolluk, bereketin bizde var olduğu bilincine ulaşsak yaşamımız nasıl olurdu?

Hiç size her şeyin burnunuzun dibinde olduğunu size söyleyen oldu mu?

Dalaylama’ya, insanoğlu ile ilgili onu en çok şaşırtanın ne olduğunu sormuşlar. O da şöyle cevaplamış; “İnsan para kazanmak için sağlığını harcıyor. Sonra da sağlığını geri kazanmak için parasını harcıyor. 

Gelecek için o kadar endişeli ki  anı yaşayamıyor. Böylece ne şimdide yaşıyor, ne gelecekte. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor. Sonuç olarak aslında hiç yaşamadan ölüyor. “

Hayaliniz var mı? Peşinden gitmek ne kadar zor olabilir ki? Başarana kadar deneriz. Geri dönüşü yok.  Hepimiz ayni gemideyiz. Yola devam, yolculuğa devam. 

Yapma zamanı.

Mehtap Kurbanzade

Rüya Analisti ve Koç

 

 

Umay Bilim Sanat Yaşam Merkezi - Copyright © 2017.