Çocukları mutlu ve yeterli hissettirerek yetiştirmek

Karne zamanı geldi. Eğitim sistemine göre karneler; çocuklarımızın ne kadar başarılı ya da başarısız olduklarını gösterecek belgeler. Sizce çocukları, gençlerin başarıları ya da başarısızlıkları bu belgelere göre mi değerlendirilmeli? Ben de kendi çocuklarımı büyütürken araştırdım, başarılı olmanın anahtarı nedir diye. “Dünyadaki en büyük güç, ateşlenmiş insan gücüdür” demiş J. Mallach. Bu bakış açışıyla bakarsak, başarılı olmanın anahtarı; amacımızı gerçekleştirmek için belli miktarda çabayı harcamaya istekli olmak diyebilir miyiz? Motivasyon için; organizmayı davranışa iten, düzenli ve sürekli olmasını belirleyen, yön veren iç ve dış etkenlerle işlemesini sağlayan mekanizmalar diyebiliriz. Temel kavramları gözden geçirirsek; “Gereksinim-Davranış-Amaca Yönelme” ile içten motive olan kişi hedeflerini belirler, onlara ulaşmak için eyleme geçer. Bunlar ihtiyaçlarımız, beklentilerimiz, zevklerimiz, inançlarımız, hedeflerimizdir. Bizi harekete geçirecek motivasyondur. Dıştan gelen motivasyonla birey ya da çocuk ödülü almak ya da cezadan kaçmak için çabalar. Ya da bizi etkileyen insanların hedeflerini ve isteklerini yerine getirmek mutlu hissettirir.

Ünlü eğitimci, Filozof John Dewey her zaman insanın bir şey yapması için onu yapmayı istemesi gerektiğini savundu. Bununla ilgili şöyle bir hikaye de var; bir gün Dewey ve küçük oğlu çamurlu suyun içinde yürüyordu. Dewey’in yüzünden ne yapacağını bilmemenin acizliği okunuyordu. Onu böyle gören arkadaşı “çocuğu sudan çıkar yoksa üşütecek” dedi. Dewey “biliyorum, biliyorum ama onu bu çamurlu sudan çıkarmanın bir faydası olmayacak” dedi. “Çıkmayı arzu etmesi için ne yapmam gerektiğini düşünüyorum.” Tüm stratejilerin başladığı ve bittiği yer sizsiniz. Eğer bir yere gitmek istiyorsanız, bilgi çağında kolay bulmanız için kılavuzluk edecek araçlar bulabilirsiniz. Bir şey yapmak istemiyorsanız, bir yere gitmek istemiyorsanız, bilginin ve bu araçların sizin için yapabilecek çok az şeyi var.

Bizler anne – baba olarak çocuklarımızın bu motivasyonunu kazanmaları ve kararlılıkla orda nasıl kalmaları gerektiğiyle ilgili kılavuzluk mu yapıyoruz? Yoksa sadece onlara “senin için her şeyi yaptım, en iyi okullara gönderdim, her türlü aktiviteye yönlendirdim. Sen sadece sınıfını geçip iyi notlar alıp başarılı olacaksın senden başka bir şey beklemiyorum” mu diyoruz? Bizler onlar için çalışıp, uygun koşulları sağlayınca her şey tam mı oluyor? “Bu kadar bilginin asistanlığı yeterli, zaten senelerdir aynı sözler yazılıp anlatılıyor” diyeceksiniz. O zaman hala karne almak, en prestijli okullarda okumak, yüksek notlarla prestijli işyerlerine kabul edilmek neden bu kadar değerli? Asıl değerli olan ne? Bugün çocuğunuzun yeterli çalışmadığı için yapamadığını düşündüğümüz her şey, onun kim olduğunu belirliyor mu?

Elma ağacının dibine armut meyvesi düşmez derlerdi. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversitede siz kimdiniz? Nelerden hoşlanır, neler yapardınız? Okul hayatınızda neler önemliydi ve neler değildi? Duyar gibiyim, benim zamanımda bunlar, şunlar yoktu diye bir sürü şey sıralayabilirsiniz. Diyorum ki; bu çocuklar sizlerin yumurta ve spermlerinin birleşmesiyle dünyaya geldiler. Bilim, DNA’larında anne ve babalarının bilgileri olduğunu söylüyor. Ama biz anne-babalar bu çocukların neleri, nasıl yaptıklarını ya da yapmadıklarını anlamıyoruz.

Onlar hakkında konuşmak, yargılamak, motive etmek yerine, kendimizde var olana odaklansak nasıl olur? Bu yaşımızda nüve’mizin (özümüzün) yüzde kaçını kullanıyor veya ona ulaşmak için eyleme geçiyoruz? Merak etmeyin bu satırları yazan ben de aynı yollardan geçtim. Hepsini hakkını vere vere yaptım. Şu anda üniversitede olan 2 oğul da benden az çekmediler. Korkular, gelecek kaygıları, gelecekte nasıl yaşarlar, iş hayatları, aile hayatları nasıl olur? Yönetenler ve yönetilenler dünyasında yerlerini nasıl alacaklar, ben ne yapmaktayım derken, onları ve kendimi hırpaladığımı fark ettiğimde lise çağındaydılar. Niyetim ne yapmanız gerektiğini söylemek değil. Hepimiz bunu zaten gayet iyi biliyoruz. Amacım başka bir bakış açısı. Bir de buradan bakar mısınız? Anne - baba olarak yeterince kendinize, özünüzdeki pür halinize ulaştıysanız ne mutlu. Elma ağacı çok güzel meyveler verecektir o zaman. Lafın kısası önce kendinize bakın! Olmadığınız veya olamadığınız birisi olarak çocuklarımızdan bunu nasıl talep edebilirsiniz? Neyi gösterip, yansıtıyorum ki? Ne gösterip, izleyebilirim?   

Umay Bilim Sanat Yaşam Merkezi - Copyright © 2017.