Bugün Bayram Erken Kalkın Çocuklar...

Yaz güneşi tepemde şemsiyenin altında bunaltıcı bir hal almadan deniz kenarının keyfini çıkarıyorum. Erken kalkıp girmekten hoşlandığım denizin iyot kokusunu derin bir nefes çekerek ciğerlerimde dolaştırıyorum. Bu saatleri çok seviyorum. İyi geliyor bana, sakin, çarşaf gibi hali ile göz göze geldiğim deniz beni davet ediyor. Attığım kulaçlarla beni sarıp sarmalar hali çağırıyor. Bu galakside yaşadığım gezegeni hissediyorum bir kez daha. Bütünlük içinde ben ve her şey, doğa, benim doğam. Düşüncelere dalıyorum ama kütüphanemde sırada bekleyen kitaplardan birine kaptırmışım kendimi. Hep okuyan biri olsam da, edebiyat dünyasının, kaynaklarıma açılan kapının en değerli anahtarlarından biri olduğunu keşfedeli 4-5 sene olmuştur. Hep sevgiyle dile getirmekten keyif aldığım küçük kitap kulübümüzün ve edebiyat aşığı arkadaşlarımın etkisi çok büyüktür. Yaşamımda geçmişe dönüp baktığımda da, bugün de yaz mevsimi benim için tatilden çok yenilenme, kabımı doldurma, süzgeçten geçirip elediklerimden saf altını ortaya çıkarma dönemi olmuştur. İlkokul çağlarımda sevgili annemin zoru ile mutlaka öğlen dinlenmek, kitap okumak ya da uyumak için eve geri gelirdim. Bunun zorunlu olmak yerine yaşamımda çok sağlam bir öz disiplin yarattığını ancak ilerleyen yaşlarımda anladım. O yaşlarda insan kendi doğasının ne kadar farkında olabilirdi ki? Çocukluk sadece o an yaşananlardan ibaretti. Anneme ve babama hamuruma verdikleri şekil için minnettarım. Teşekkürler…

 

Kısa bir süre önce bayramı geride bıraktık. Şehrimize, işimize döndük. Hepimiz için eminim ki çocukluğumuzdaki bayramların tadı çok başkaydı.

İçine doğduğumuz kültürde yaşanan ritüellerle yaşamımızda değerlerimizin oluştuğu, yerleştiği günler. Saygı, sevgi, değerli hissetme…

Düşününce kendi oluşumuzdaki temel o çağlarda oluşmadı mı? Mutlaka hatırlarsınız herkesin bütçesine göre, ilk defa bayramda giyilmek için alınan bayramlık giysilerini. Hem fiziksel alanımıza kendimize, hem de değerlerimize özen gösterdiğimiz günler.

 

Bayramlar bugünün koşullarında iple çekilen tatil günleri olarak tanımlansa da gerçeğimize uygun davranmak zorundayız tabi ki. İş ve aile hayatı arasında sıkışmış birçok insan için eski kabul edilen bakış açılarını yok kabul edemeyiz. Onlarla büyüdük doğamızda var…

 

Günlerdir yaşadığımız doğanın talan edilmesine hüzünlenmeyen yoktur. Bu olayları yaşatanların kendilerine gelmelerini diliyorum. Vicdanlarını duyabilmelerini, insan oldukları gerçeklerini hatırlamalarını ve de bu güzel dünyada hep birlikte kendi doğamızı, bütünle, bütünlüğümüzün bilinci ile yaşamak nasıl olurdu? Sadece uyumlanmak ve her günü bayram tadında yaşayabilmek için neler yapabiliriz? Daha bunun gibi birçok soruyu zihnimden geçirmeden yapamıyorum…

 

Aklıma Liderlik Eğitimleri yapan Stefano D’anno kitabında ilk bölümünde yazdığı birkaç cümle geliyor.

”Yaşamda boşluklar yoktur. Eğer sen kendini yeni bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bunları dolduramazsan, bunu senin adına tüm zalimliği ile o yapacaktır.”

“Suçu olaylara yükleme”

“Geleceğini mi bilmek istiyorsun? O halde kendini bil!”

 

İnsanlığın artık kendini bilme vakti çoktan gelmiştir. Medeni ülkelerin ‘miş gibi’ yapmaları iyi gelmiyor, onlara da iyi gelmeyecek. Bilincimizi, oluşumuzu yükselmenin tam zamanı. Doğa dediğimiz kendimiz değil miyiz? İnsan neden kendini doğada iyi hissediyor? Neden doğal halimiz, orada yaşayıp, orada yaşatıyoruz. Şehirlerden kaçarak, doğada yaşayan herkesin arayışı aslında kendi doğasına kavuşmak değil mi? Ağaç da BENİM, kuş da BENİM, nehir de BENİM, gök de BENİM, toprak da BENİM diyen ataların çocuklarıyız. Bu gezegende nefes almak, yaşamak için bugün üzerimize düşeni her alanda yapmakla sorumluyuz. Hem kendi topraklarımızda hem de uzanabildiğimiz, yetişebildiğimiz başka topraklarda. Tabi ki öncelikle kendi evimiz kabul ettiğimiz yerde sesimizi güçlü, davranışlarımızı da sağlam temellerle açığa çıkarmalıyız. Güç kendimiz olabildiğimiz sürece sağlıklı yaşanacak bir değerdir.

 

Şimdi tam zamanı…

 

El ele…Hep birlikte…

Her günümüz Bayram tadında yaşansın diye…

 

  1. Mehtap Kurbazade
Umay Bilim Sanat Yasam Merkezi - Copyright © 2017.